Kıbrıs Türkleri’nin Özgürlük İradesini Ayağa Kaldıran Kanlı Noel’in Üstünden 60 Yıl Geçti

Akdeniz’in en büyük ve stratejik adalarından birisi olan Kıbrıs’ta 20. yüzyıl; yıkılan ve kurulan devletlerin, iç çatışmaların, etnik temizliklerin, cinayet, katliam ve savaşların yüzyılı oldu. 

1963 yılının son günlerinde Ada’da yaşananlar ise Kanlı Noel olarak asla silinmemek üzere hafızamıza kazındı.

Bu içeriğimizde, katliamın üstünden geçen 60 yılın ardından, Kıbrıs Meselesi’nin en kanlı ve çetrefilli dönemini sizler için derledik.

Birleşik Krallık hakimiyeti ile geçen uzun yılların ardından Türkiye ve Yunanistan’ın garantörlüğünde 16 Ağustos 1960 tarihinde Kıbrıs Cumhuriyeti bağımsız bir devlet olarak kuruldu. Kurulan bu devletin iki asli, kurucu unsuru vardı. Kıbrıslı Türkler ve Rumlar.

Yapılan Anayasa’ya göre iki kurucu halkın da eşit hakları olacak, Devlet Başkanı Rum, Başkan Yardımcısı ise Türk olacaktı. 

İki toplumlu iki dilli bu devlet aslında Akdeniz’in parlayan yıldızı olabilirdi. 

Ancak İngiliz sömürgeciler Ada’dan ayrılır ayrılmaz, Rum milliyetçileri, Enosis adını verdikleri ideolojileri ile Ada’yı Yunanistan’a bağlama arzularını hayata geçirdiler. 

Bu arzularının önündeki tek engel ise Türklerdi.

Ada’da nüfus olarak Türklerden dört kat daha kalabalık olan Rumlar, devletin kaynaklarını ve elbette Ordusunu da kendi ellerinde tutuyorlardı. 1960’ların başından itibaren Kıbrıs Türkleri’ne yönelik baskı ve abluka arttı.

Türk toplumu ise Türkiye destekli Türk Mukavemet Teşkilatı’nı kurdu.

Bu teşkilat gayri resmi olarak Ada’daki Türklerin güvenliğini sağlamak üzerine çalışıyordu. Rumlar ise TMT’yi bir terör örgütü olarak gördüler. 

Rumların Helenist EOKA oluşumuna karşı Türklerin TMT’si karşılıklı eylemler yapmaya başladılar. 

Bu süreç Ada’da kanlı bir dönemi de beraberinde getirecekti.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk başkanı olarak seçilen III. Makarios, 1961 yılında mevcut anayasa ile Kıbrıs’ın yönetilemeyeceğini iddia etmeye başladı. Rumlar lehine yeni düzenlemeler talep etti.

Kasım 1963’te anayasada on üç maddelik bir değişiklik yapılması için çalışma başlatıldı.

Kıbrıs Türk Halkının bu değişiklikleri kabul etmesi için  mümkün değildi zira bu öneriler Ada’da tek asli ve kurucu unsurun Rumlar olduğunu dikte ediyor, Türkleri ise ‘dini bir azınlık’ olarak tanımlıyordu. 

Ada’da gerginlik hızla tırmandı. Artık Türklere yönelik cinayet ve katliamlar da başlayacaktı.

20 Aralık 1963’ü 21 Aralık’a bağlayan gece, Lefkoşa’nın Tahtakale mahallesinde, Ermu Caddesi üzerinde Zeki Halil tarafından kullanılan taksinin önü Kıbrıslı Rum polisler tarafından kesildi. Vahşet başlıyordu.

Anayasaya göre Türkleri aramak için yanında Türk polis olması gerektiğinden polisin yetkisi olmadan taksideki kadınları aramaya çalışmasıyla tartışma başladı. Olay yerine mahalle halkından Kıbrıslı Türkler de toplanarak itiraz etti ve arbede yaşandı. 

Hırsını alamayan Rum polisleri, arbedeye ilişkin karakola bilgi verdi. Resmi makamlarla yapamadıkları baskını şimdi milis güçleri kullanarak yapacaklardı.

Olay yerine gelen Rum askerler, arbedede Rum polislerine müdahale eden Cemaliye Emirali’yi vurarak öldürdü. Bunun üzerine Türk polisleri de Rum komutanın bulunduğu araca ateş etti.

Sabah 03.45’te Başkan Yardımcısı Fazıl Küçük, İçişleri Bakanı Polikarpos Yorgacis ve Savunma Bakanı Osman Örek, Baf Kapısı’na giderek olayları yatıştırmaya çalıştı ancak bu çabalar başarılı olamadı. Sabah saatlerinde devriye gezen Rum polis arabasına taş atan Türk lise öğrencilerine polisler ateş açtı. Bu olay üzerine farklı bölgelerde çatışmalar patlak verdi.

Olaylar bir anda tüm Ada’da duyuldu. Rum EOKA milisleri Türk köylerine saldırmaya başladı. Savunmasız kalan Türk köylerinde kadınlar ve çocuklar da dahil onlarca kişi kurşuna dizildi. 

Rumların amacı etnik temizlik yoluyla Türklerin Ada’dan göç etmelerini sağlamaktı. Rumların nüfus çoğunluğuna sahip olduğu bölgelerdeki Türklerin evleri kuşatıldı ve saldırılara uğradı.

20, 21, 22 Aralık günleri toplam 103 köye saldırı yapıldı. Resmi verilere göre 364 Kıbrıs Türk’ü ile 174 Kıbrıs Rum’u hayatını kaybetti.

Kıbrıs’ta 1963 Noel Katliamları, Ada’da Türkler ile Rumların tek bir ülkede birlikte yaşama iradelerine çok büyük bir darbe indirdi. Bu olayların ardından birleşik federal bir Kıbrıs’ın var olamayacağına yönelik görüşler ağırlık kazandı.

Yaşananların ardından binlerce Kıbrıs Türk’ü Ada’yı terk etti. Büyük çoğunluğu Türkiye ve İngiltere’ye göç etti. Bu açıdan değerlendirdiğimizde Rumların Ada’yı Türksüzleştirme çabasının karşılık bulduğu yorumu yapılabilir. Diğer taraftan Kanlı Noel sonrası Ada’daki Türkler daha kuvvetli şekilde örgütlenip kendilerini savunmak için silaha sarıldılar.

Yaşananlar Türkiye’yi de ayağa kaldırdı. Türkiye’de ilk kez Kıbrıs’a kesin olarak müdahale edilmesi fikri devlet zirvesinde görüşülmeye başlandı. Türk Hava Kuvvetleri’ne ait uçaklar Lefkoşa semalarında devriye uçuşu yaptılar.

Kanlı Noel sonrası Ada bir daha hiçbir zaman normale dönmedi. Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık arasında süren diplomatik görüşmeler de sonuç vermedi. Ada sürekli yeni katliam ve cinayetlerle çalkalanmaya devam etti.

Kanlı Noel’den 11 sene sonra ise 1974 yılında Türkiye, Kıbrıs’a askeri bir operasyon düzenledi. Güney’de kalan Türkleri de Kuzey’e çekerek Türklerden oluşan bölge güvenlik altına alındı.

1983 yılında ise bu bölgede Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kuruldu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir